Detoks yapalım

Zayıflama diyetine başlamadan önce uygulamanızı istediğim bu detoks içecekleri ile toksinlerden arınacak, daha sağlıklı ve zinde olacaksınız. Ben araştırdım ve siz değerli travesti bireyler için birkaç formül elde ettim bakalım evinizde hangi malzemeler var. Kendinizi yormadan evdeki malzemeleri kullanarak detoks yapabilirsiniz.Nar, ananas, limon ve zencefil detoksu :Malzemeler : Yarım limon, 1 adet nar, 1 bardak ananas, 300 ml. su, 1 çay kaşığı zencefil.Hazırlanışı : Limonun suyunu sıkıp suya ekleyin. Üzerine rendelediğiniz narı ekleyin. Bir bardak olacak şekilde küp haline getirdiğiniz ananası blenderdan geçirip karışıma ekleyin. Son olarak zencefili ekleyip hepsini blenderdan geçirin. 2 saat bekledikten sonra için.Nar ve elma detoksu :Malzemeler : 1 adet nar, 1 adet elma.Hazırlanışı : Ayıkladığınız nar ve parçalara böldüğünüz elmayı blenderdan geçirin. Sonra için.Greyfurt, lime ve limon detoksu :Malzemeler : 1 adet greyfurt, 1 adet lime, 1 limon ve 1 sürahi su.Hazırlanışı : Greyfurt, lime ve limonu dilimler halinde kesin. 1 sürahi suya ekleyin. Dilerseniz nane yapraklarıyla süsleyin. 3 saat beklettikten sonra için.Portakal, elma, lime ve havuç detoksu :Malzemeler : 1 adet portakal, 1 adet havuç, 2 elma, 1 armut.Hazırlanışı : Portakal, havuç, elma ve armutu parçalara ayırıp blenderdan geçirin. Ardından vakit geçmeden bardağa döktüğünüz karışımı için.Lime, limon, nar, nane detoksu :Malzemeler : 1 adet lime, 1 adet limon, 3 adet nar, 5 yaprak nane.Hazırlanışı : Öncelikle narın suyunu çıkarın. Bir sürahi suya nar suyunu ekleyin. Üzerine dilimlediğiniz lime ve limonu da ekleyin. Son olarak naneyle birlikte karıştırın. Yaklaşık 5 saat buzdolabında saklayın ve gün boyunca için. Limon detoksu :1 sürahi suya dilimleyerek ekleyeceğiniz limonları 1 gün boyunca dolapta bekletin. Ertesi gün, gün boyunca için. Bu formülde Aydın travestilerinden Banu’dan Avokado, salatalık, ıspanak ve nane detoksu : Malzemeler : 1 su bardağı su, 1 adet salatalık, 1 adet avokado, 4 yaprak ıspanak ve 5 yaprak nane.Hazırlanışı : Tüm yeşillikleri blendırdan geçirin. Suyu blendırın içine ekleyin ve tekrar karıştırın. Üzerine parçalanmış ceviz ya da badem serpin. Arzu ederseniz 1 çay kaşığı zeytinyağını üzerinde gezdirin. Frambuaz, elma ve salatalık detoksu :Malzemeler : 1 sürahi su, 100 gram frambuaz, 1 adet elma, 1 adet salatalık ve 1 adet limon.Hazırlanışı : Elma ve salatalığı dilimleyerek suya atın. Üzerine frambuazı ve limon dilimlerini ekleyin. 3 saat beklettikten sonra afiyetle için. Gün boyunca susadığınızda bu detoks içeceğini unutmayın. Kronik stres böbrek üstü bezi hormonu olan kortizol salınımı artırır, bu da karın ve bel bölgesinde yağlanmayı artırır, bu yüzden stresten uzak durmaya çalışın. Sağlıklı ve dertsiz günler dilerim İclal.

 

Reflü

Mide şikayetleri yemek yeme alışkanlıklarımın değişmesi ile birlikte hızla artış gösteriyor. Özellikle çağın en rahatsı edici hastalığı reflüdür. Benim de bugün bu yazıyı yazmamdaki sebep aramızda bu hastalıkla boğuşan travesti bireyler olmasıdır. Aslında önlem alınarak rahatlama sağlanabilir ama pek çoğumuz evde yapıp yiyecek vakit bulamadığımızdan ayak üstü karın doyurmak orunda kalıyoruz haliyle de ne bulursak onu yiyoruz. Reflü; stres, kötü yemek alışkanlıkları ve sinirlilik hali yüzünden her gün karşılaştığımız bir sorundur. Fakat bu, “herkesin reflüsü var” diye, bu konuda hiçbir şey yapmayacağımız anlamına gelmiyor. Bu yazımızda, reflü için yapabileceğiniz şeyleri ele aldık. Reflü için kullanılan tıbbi terim pirozis olmasına rağmen genellikle reflü olarak bilinir. Göğüs kafesinin hemen altındaki özafagusta “yanma” ya da “ateş” hissi ile tarif edilir. Reflünün diğer belirtileri, ağızda aisidik veya acı bir tattır. Bu tıpkı kusmadan hemen önce ağzımıza gelen tada benzer. Reflü, yiyecek ve içecekleri yutmamızda zorluk yaratabilir, yemek yerken ya da bir şey içerken acı çekmemize sebep olabilir. Reflü, mide asidinin yukarı çıkmasından kaynaklanır. Acı hissi göğüs bölgesinde başlar ve kimi durumlarda, boğaza, çeneye ya da boyna yayılır. Dünya nüfusunun üçte biri, ayda bir kez bunu yaşamaktadır. Reflüye sebebiyet verebilecek birkaç şey: Aşırı yemek ya da alkol tüketimi. Midemizin uzun süre dolu olması. Kahvaltıyı atlamak. Yağlı ve baharatlı yiyeceklerin aşırı tüketimi. Hamilelik 60 yaşını geçmiş olmak.Obezite.Bu problemi önlemek için yapabileceğiniz şeyler arasında; kahve, alkol, soslar, baharatlı yemekler ya da kızartma gibi rahatsızlık verici besinlerden uzak durmak vardır. Buna ek olarak, reflü ağrısının başladığını hissediyor ve diğer belirtileri de gösteriyorsanız, bu şekilde yatağa gitmemelisiniz çünkü kafanızı yastığa koymanız, özafagus asidinin boğaza doğru çıkmasına neden olacaktır. Reflüden sıklıkla şikayet ediyorsanız derhal bir doktora başvurmalısınız. Sıkça yaşanan reflü problemi ülser kaynaklı olabilir. Ülserle boğuşan İzmit travestileri nden Beril çareyi bitkisel tedavilerde bulmuş işe yarayıp yaramadığını henüz bilmiyorum ama en kısa zamanda bana  dönüş yaparsa silerle paylaşacağım. Reflünüz yalnızca bazı durumlarda ortaya çıkıyorsa eczanelerden aldığınız asit dengeleyici ilaçları (antiasit) kullanabilir, doğal yöntemleri uygulayabilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Pozitiflik

Aklımızdaki pozitif duygu ve düşüncelerin sayısını artırmalıyız. Bilimsel birçok deneye göre, zihnindeki düşüncelerinin çoğu olumlu olanlar daha mutlu yaşarlar. Seligman, depresyonda bile olsanız, her gece o gün yaptığınız üç olumlu davranışı bunlar çok önemsiz, küçük şeyler bile olabilir aklınızdan geçirerek uyumanızı öneriyor. Bu küçük egzersiz bile ertesi günün iyi geçmesine neden oluyor. Bunu alışkanlık haline getirenlerde ise depresyon riski azalıyor. Anlaşılan o ki zihnimizi olumlu düşüncelere odaklamak bize iyi geliyor. Olumlu düşünceler, yaşanan güzel anlar hayata mutluluk katar daha dün kar altında açmış bir gül gördüm İstanbul travestilerinden Binnur’un bahçesinin önünden geçiyordum  bu bana hem Binnur’ u ziyaret ettirdi hem de hafifi bir tebessümle günü geçirmemi sağladı. Küçük bir şey olabilir mutlu olmanızı sağlayan büyük şeyler beklemeyin. İnsanın kendi güçlü yönlerini keşfetmesi ve hayatında bu güçlü yönlerini daha çok kullanması gerekir. İş hayatında kendi güçlü yönleri kullanan insanlar yaptıkları işle bütünleşiyorlar, zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varmıyorlar. İnsanı “alıp götüren” bu iş birisi için bahçeyle ilgilenmek olabileceği gibi başkası için bir rapor hazırlamak ya da arkeolojik kazı yapmak olabilir. Hayatlarında anlam bulan ve olumlu ilişkiler yaşayan insanlar kendilerine somut hedefler koyup bu hedefleri gerçekleştirmek için yaşarlar. Hedefi olan insanlar hayata tutunurlar. Hiç hedef koymadığın bir hayatı yaşıyorsan bugünün dünden farklı olmasını sağlayamazsın. Planların olsun ama asla yolunda gitmeyen planlar için karamsarlığa kapılma, sen sadece planı uygulayabilecek güçte ol. Varsın tutmasın planların önemli olan hedefe varmak değil hedeflemek olmalıdır. Hayatın anlamı bir şeye sahip olunca bulunmaz. Bir mevkiye gelmek de insana hayatın anlamını öğretmez. Herkesin anlam arayışı farklıdır elbette. Anlamlı bir hayat, kimisi için iyi çocuklar yetiştirmek, kimisi için mesleğini hakkıyla yapmak olabilir. Sanıldığının aksine başarılı insanlar en zekiler arasından değil hayattan beklediklerine en sıkı tutunanlar arasından çıkar. “İyimser, yeni yıl gelsin diye bekler, kötümser eski yıl geçsin diye” sözünü anımsatarak, iyimser seçimlerinizin çoğunlukta olacağı mutlu bir yıl geçirmenizi dilerim. Sevgiyle kalın travesti İclal.

Ne istersen o değil hayat

is

Yaradan, evren, hayat daima bize istediklerimizi verir. Gelen ne olursa olsun, kucaklamaya hazır olun, çünkü bunu siz istediniz. Kanlı-canlı, sarsıcı bir hayat dersi aldım dün. Midas’ın dokunuşunu yaşadım. Ne dilediğine dikkat et, çünkü bir gün gerçek olabilir sözünü ben de rahatlıkla cümle içinde kullanabilirim artık. Midas’ın Dokunuşu efsanesine göre, Dionysos ve alayı, Frigya yaylarında oradan oraya dolaşırken, yaşlı Silenos yorulur, bir ağaç gölgesinde uyuyakalır. Yaşlı adamı bulanlar, alay edip aşağılayarak Kral Midas’a getirirler. Midas, Silenos’u krallar gibi ağırlar ve Dionysos’a götürür. Tanrı Dionysos, çocukluğunda Silenos’un himayesinde büyüdüğü için, ona çok değer vermektedir. Midas’ın davranışından çok memnun olur ve ona ”dile benden ne dilersen” der. Midas; Her tuttuğum altın olsun diye yanıtlar. Akşam olur, Midas büyük bir iştahla sofraya oturur. Gerçekten de her tuttuğu altın olmaktadır.Ekmeği…yemeği…bardağı…hatta sevmek için sarıldığı güzeller güzeli kızı…Kral dileğinden bin pişman olur ve isteğinin yanlışlığını anlar. Tanrı’dan, dileğini geri almasını ister. Tanrı, Paktolos Irmağı’nda (Şimdiki Gediz Nehri) arınmasını söyler. Midas, burada yıkanır, dileğinden kurtulur, ırmağın kumları da altın olur. Irmağın kıyısında yer alan Sardes kenti (Salihli’ye bağlı Sart köyü), ırmaktan topladığı altınla zengin olur. Dünyada ilk para burada basılır. “Karun gibi zengin” sözü, bu olay üzerine, Sardes Kralı Kraisos için söylenmiştir. Yani kıssadan hisse çıkaracak olursak isteklerimiz ve dileklerimiz bazen bizi çok büyük yanlışların içine iter. Bu hikayeyi sevgili İzmit travestilerinden Bennu’dan duymuştum ve o günden beri dileklerime hep dikkat ederim. Yolda yürürken bulduğunuz para dolu cüzdan sizi şanslı yapmaz ve ya çekilişten kazandığınız araba ve ya giden ve uzun süredir dönmesini istediğiniz sevgilinin geri dönmesi. Çünkü gelen her şeyin bedeli vardır ve bu bedeli siz ödemek zorundasınız. Hep istiyoruz, fakat istediğimiz şeylere hazır olup olmadığımızı hiç düşünmüyoruz. Sadece istiyoruz. Hepimiz hayatımızda elde etmek istediğimiz şeylerin peşinde koşuyoruz. Bu statü, para, aşk, komşunun arabası, akrabanın yazlığı, herhangi bir şey olabiliyor. İstemek acizliktir elde etmek ise bir kazanım ben bu hayatta kazanmak istiyorum ya siz? Sevgilerimle İclal.

İyi olmak hakkında

Dünyada yaşayan bütün insanlara sorun. İyilik nedir sen iyi birimisin diye alacağınız cevap mutlaka evet ben aslında iyi biriyim ama dünya kötü bir yer olacaktır. Oysa insan olmasa dünyada kötülük olmazdı yani dünyayı yaşanmaz bir yer haline getiren biz insanlarız bazen iyilik olsun diye yaptıklarımız bile sonuçta kötülük olarak dönebilir. Mesela hepimiz daha güzel bir hayat yaşamak iyilik yapmak için para kazanma hırsıyla doluyoruz ve bunu yaparken fakir insanları para kazanmakta zorlanan insanları eziyor bazen de onları kendimize basamak yapıyoruz. Kimse kendine yetecek kadar olanı istemiyor hep daha fazlasına göz dikiyoruz. İşte iyi insan olmak yolunda kötü insan olmanın temelleri de böyle atılıyor. Kendimizi ve durumumuzu olduğu gibi kabullensek fazlasını değil elde ettiğimizi istesek melek olmaya çalışmasak her şey çözülecek. Bunu kabullendiğiniz anda illüzyon çözülür; tıpkı açılan bir kasanın şifresi gibi. Evet, şifre iyilikte, güzellikte, doğrulukta vs. değildi; şifre kendini olduğun gibi kabullenmek ve kendini her neysen o şekilde kucaklamakta gizliydi. İçinden “iyilik” yapmak geçmiyorken, “iyiymiş gibi” davrandıkça o an yaptığın tek şey aslında kendini inkar etmekten ibaretti ve bu da seni senden uzaklaştırıyor ve illüzyonunu besliyordu. Ayrıca hazır iyilik, güzellik, doğruluk demişken… kime göre, neye göre? Barış içinde yaşamayı arzulamak, insani değerler açısından “doğru”dur, “iyi”dir, “güzel”dir belki de, siz bunu istediğinizi ifade ediyorsunuz diye bu sizin “doğru”, “iyi”, “güzel” olduğunuz anlamına mı gelir? O zaman neden “barış içinde yaşamayı arzulamayanları” eleştiriyorsunuz ki, cık cık’lıyorsunuz ki? Herkes seçimlerini yapmakta özgürdür iyi biri olmak da kötü biri olmakta senin seçimin bu dünyanın hem iyilere hem de iyiliğin kıymeti anlaşılsın diye kötülere ihtiyacı vardır. Birisi az diğeri çok olamaz dünya bir dengedir. Çizgi roman kahramanları olmaya çalışmayın kendiniz olun. Buse ( Bursa travestileri ) hiç ölmeyen, yorulmayan, canı sıkılmayan ve hep aynı şeyleri tekrarlayan sahte kahramanların sadece filmlerde olduğunu söyledi ben de ona katılıyorum hayat asla bir film değildir gerçektir acılar da hüzünler de sevinçler de gerçektir. Yaşar ve kanarız sevgiler İclal.

 

 

Kobra etkisi

Süregelen bir problemin çözümü için yapılan müdahalenin, problemi daha da içinden çıkılmaz hale getirmesi durumu bu duruma kobra etkisi deniliyormuş. Kobra etkisi muhakkak başınıza gelmiştir şahsen ben sıklıkla yaşıyorum. Bununla ilgili çok güzel de bir hikaye var. İngilizler Hindistan’da egemenliği ele geçirirler ama çok büyük bir sorun baş gösterir. O dönemde Hindistan’da çok fazla Kobra yılanı vardır ve İngiliz askerleri kobra yılanlarından nasıl korunacağını bilemedikleri için büyük zayiat vermeye başlarlar. Bunun üzerine İngiliz Hükümetinin aklına dahiyane bir fikir gelir. Her bir kobra yılanını ölü getirene bir sterlin ödül vereceğini duyurur. Bunun üzerine halk kobra yılanlarını öldürmeye ve öldürdükçe sterlinleri toplamaya başlarlar. Kampanya çok büyük başarıya ulaşır, ölümler oldukça azalır, ancak İngilizlerden daha dahiyane fikir Hintlilerin aklına gelir ve Kobra yılanı üretim çiftlikleri kurmaya başlarlar. Sonra da bu çiftliklerdeki yılanları öldürüp İngiliz Hükümetinden sterlinleri toplamaya başlarlar. Artık öyle bir zaman gelir ki, İngiliz Hükümeti düşündüğünden çok daha fazla sterlin ödemeye başlamıştır. Bunun üzerine İngiliz Hükümeti kampanyayı durdurur ve artık kobra yılanlarına ödeme yapmayı durdurur. Buna kızan halk, bu sefer kurmuş oldukları çiftliklerdeki Kobra Yılanlarını serbest bırakır ve ilkinden çok daha kötü sonuçlar doğurur. Bu olaydan sonra bu tür sonuçlar doğuran olayların genel adına kobra etkisi denilmeye başlanmış. Bunu hayatımızda sürekli yaşıyoruz değil mi, bir şeyleri düzeltmeye çalıştığımızı düşünürken, bazen daha da karmaşık hale getiriyoruz. Sizinde yaşadığınız buna benzer olaylar varsa buradan bizlere anlatabilirsiniz mesela benim ilk aklıma kendi yaşadığım bir olay geldi. Yıllar önce özgürlüğümü yaşamak için ayrıldığım şehirde aşırı samimiyet var ve kaldıramıyorum beni kimsenin tanımadığı bir yere gideyim diye ayrılmıştım ama maalesef gittiğim her yerde ilk yaşadığım şehrin o küçük şehrimin sıcaklığını aradım. İnsanlarla daha özgür olayım derken aslında daha yoz bir toplumda bulmuştum kendimi. Bu sanırım küçük şehirlerde Bartın, Amasya, Bolu gibi şehirlerde yaşayan travestilerin sorun sandığı aslında harika bir durum olan sorunsuzluk. Bu yazıyı duvarınıza bir yere not edin aklınızda bulunsun kobra etkisi altında kalmamanız dileğiyle hoşça kalın İclal.

Telepatiğim

Bazen düşündüğünüz bir şey aniden oluverir. Siz bunun sadece bir tesadüf olduğuna inanmak istersiniz. Oysa insanın çok özel bir yeteneği var ve bunu nasıl kullanacağımızı henüz keşfetmedik. Aramızda bunu başaranlar olsa da çoğumuz ne zaman telepatik yeteneğimizin ortaya çıkacağını bilmiyoruz. Mırıldandığınız şarkı radyoda çalınmaya başlarsa, aklınıza gelen kişiyle yolda karşılaşırsanız ya da canınızın çektiği meyveyi arkadaşınız getiriyorsa siz bir telepatsınız demektir. . Zihnimizi gevşettiğimiz ve düşünmekten vazgeçtiğimiz sırada pasif duruma geçiyor ve dışarıdaki düşünce dalgalarını yakalayabiliyoruz. Fakat bunların kendimize ait olup olmadığını pek tabii anlayamıyoruz. Ve tabii ki, bütün yetenekler gibi telepati de çalışmalar sonucu geliştirilebilir. İşte size çok eğlenceli ve geliştirici bir telepati oyunu; Suçlu kim? Biz bu oyunu Bodrum travestileri ile bir yaz tatilinde oynamış ve çok eğlenmiştik. Bir yere not edin ve siz de oynayın.Grup halinde oynanacak bu oyun hem eğlenceli hem de telepati yeteneğini geliştirici. Hemen her yaş grubundan herkes sınırsız sayıda katılabilir. Katılım oranı ne kadar yüksek olursa, o derece eğlenceli ve geliştirici olacaktır. Oyuna katılan kişilerin sayısı kadar kağıt hazırlanır. Bu kağıtların rengi ve ebadı aynı olmalıdır. Ayrıca not almak için önünüzde başka kağıtlar bulundurmalısınız. Sonra bu kağıtlardan birinin üzerine “Tanık” bir başka kağıdın üzerine de “Suçlu2 yazılır. Kağıtların hepsi dikkatle katlanır ve bir çanağın ya da torbanın içine konulup karıştırılır. Oyuncular teker teker torbanın içinden birer kağıt çekerler ve diğer oyunculara göstermeden bakıp üzerine kendi adlarını yazarlar.Tanık kağıdını çekmiş olan kişi bunu diğer arkadaşlarına gösterir. Geriye suçlu kağıdı kalmıştır. Suçlu kağıdını çeken de kimseye bir şey belli etmez ve o da kağıdın üzerine adını yazar. Sonra herkes elindeki kağıdı katlar ve tanığa verir. Tanık kağıtlara tek tek bakar ve suçlunun adını okuduktan sonra kağıtların hepsini tekrar torbaya atar. Sonra sırtını iskemleye yaslayıp gözlerini kapatır ve gevşemeye çalışır. Daha sonra suçlunun adını zihninin içinde ritmik biçimde tekrarlamaya başlar. Aynı zamanda suçlunun adını harf harf zihninin içinde ışıklı olarak yazmaya çalışır. (Kişinin imajinasyon yeteneği zayıfsa, yani zihninde resim olarak göremiyorsa, o zaman ritmik olarak adı tekrarlaması yeterlidir. Tabii bu arada başka hiçbir şey düşünmemesi gerekir.)Oyuna katılmış olan diğer oyuncular da aynı şekilde gevşemeye çalışırlar. Hem bedenlerini, hem de zihinlerini gevşetirler ve zihinlerinde belirecek olan adı beklemeye başlarlar. Sonra herkes önündeki boş kağıda belirlediği adı yazar. Tanık herkese tek tek suçlunun adını sorar. Doğru cevabı verenlere bir puan verilir. Daha sonra oyun tanık kağıdı konulmadan yeni kağıtlarla devam edilir. Boş kağıtların arasında sadece “suçlu2 kağıdı vardır. Tanık olma sırası önceki tanığın yanındaki kişiye geçer. Ve böylece herkes bir kez tanık olmak suretiyle oyuna devam edilir. Herkes tanık olduktan sonra puanlar sayılır ve en yüksek puanı alan kazanır.

Bu kadar basit deneyin sevgiler İclal.

D vitamini

 Malum kış aylarındayız ve sürekli hasta oluyoruz. Oysa öyle bir vitamin var ki kışın hasta olmanızın önüne kalkan gibi dikiliyor.D vitamini basit bir vitamin olmayıp, her yaş gurubunda önemli görevleri olan bir vitamin. D vitamini kalsiyumun kemiklerde tutulmasını, kemiğin olgunlaşmasını ve güçlenmesini sağlıyor. D vitamini kalsiyum ve fosforun emilimi için de gerekli. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve bazı hormonların üretilmesinde de görev alıyor. Solunum sisteminde bazı koruyucu maddelerin üretimini artırarak, akciğer ile solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu etki oluşturuyor. D vitamini eksikliğinde kemik ve kas ağrıları, yürüme merdiven çıkma gibi aktivelerde güçsüzlük ile çabuk yorulma sorunları ortaya çıkıyor. Yetişkinlerin günde 400-800  IU D vitamini gereksinimi var. D vitamini balık, balık yağı, süt ve süt ürünleri, yumurta sarısı ve tereyağı gibi besinlerde bulunuyor. D vitamini içeren besinlerde D vitamini etkin halde bulunmuyor, önce karaciğer sonra böbrek tarafından iki aşamada aktif hale dönüşüyor. Ancak beslenmeyle D vitamini gereksinimini karşılamak oldukça zor. Kış döneminde güneşi yeteri kadar görmek mümkün olmadığı ve güneş ışınlarının açısı uygun olmadığı için D vitamini oluşumu yetersiz kalıyor. Yaz mevsiminde günde 20 – 30 dakika güneş ışığı almak D vitamini sentezi için yeterli geliyor. Yaz ayları süresince bu süre ve sıklıkta güneşlenmek genellikle altı aylık D vitamini gereksinimini karşılayabiliyor. Özellikle güneş etkisinin azaldığı sonbahar ve kış aylarında, güneşten maksimum faydalanmak için güneşli havalarda cilde koruyucu kullanmadan en az 30 dakika güneşlenmekte fayda var. Bu konuda Akdeniz ve Ege travestileri oldukça şanslı çünkü istanbul travestilerine göre Bodrum, izmir travestileri daha fazla güneş görme şansına sahip. D vitamininin fazla alınması kan kalsiyum seviyesini arttırarak, bulantı, kabızlık, kalp ritim problemleri, böbrek taşı oluşumu gibi durumlara neden olabiliyor. Bu nedenle ölçüm yapılmadan gereksiz miktarda takviye edilmesi önerilmiyor. Aman sakın fazla vitamin alayım hasta olmayayım diye doktora danışmadan vitamin yüklemesi yapmayın. D Vitamininin 150 ng/ml değerinden fazla olması aşırı doz alımını, 30 ng/ml den düşük olması da eksikliğini gösteriyor. Sağlıklı günler dilerim travesti İclal.

Umursamamak erdemdir

Hatalar ve yanlışlar asla yakamızı bırakmazlar. Buna ragmen karşı tarafın hataları hep gözümüze batar sanki kendimiz sütten çıkmış ak kaşığız da başkalarının hatalarını büyütürüz.

Eğer kendinizi bir başkasının davranışına tepki verirken bulursanız, yapacağınız ilk şey bu kişinin yedi yaşında olduğunu düşlemek olsun. Trafikte size yumruğunu sallayan adam, gerçekte onunla ilgilenmek için zamanı olmayan bir babaya sahip küçük bir çocuktan daha fazlası değildir. Umursamamak, geçip gidebilmek bir erdemdir ve inanın pek çok insan daha bu erdeme ulaşmayı becerememiş veya hayatı boyunca nirvanaya ulaşamayacaktır. Oysa siz biliyorsunuz onlarla başa çıkmanın bir yolu yok mesela Alanya travestilerinden Damla, sokakta yere tüküren adama doğruyu gösterdin hatta oturup uzun uzun yaptığının saygısızlık olduğunu anlattın sonuç ne oldu. Adam seninle konuştuktan iki dakika sonra çimenlere tükürmeye devam etti. Anlatmak istediğim şu bazı insanların maalesef doğuştan anlamamak gibi bir özelliği var ve onlara yapılacak en iyi davranış görmezden ve duymazdan gelmek.

Eğer, incinme ve acıyı görmek için kendinize zaman ayırırsanız, sevecenlik duyumsamak ve gününüze devam etmek sizin için kolaylaşır. Dünyada kanser hastalığının neden hep duyarlı insanları bulduğunu hiç düşündünüz mü çünkü onlar umursamamayı beceremiyor ve hep kendi içlerinde muhasebe yaparak ama doğrusu böyle olmalı diyerek savaşıyorlar. Boş ver doğrunun ne olduğunu sen biliyorsan yeter bırak başkaları da bilmesin. Doktorlar kansere çare bulamadı ama ben travesti İclal olarak size çareyi söyleyeyim. Umursamamak, umursamamak ve yine umursamamak.

Çare bulunamadı yalanlarına benim karnım tok. Sizin de öyle olsun önce kendinizi düşünün. Kabullenmemenin, sağlıklı hücrelerin değişime uğramasına neden olduğu düşüncesi öteki açıklamalar kadar olası gözükmektedir. Kabullenmenin kendi içinizde, hücrelerinizde çınladığını duyumsarsınız. Kabullenin olsun bitsin. Sen hiçbir aslanın geyiğe saldırıp onu yemesini sorguluyor musun? O zaman insanları da sorgulama herkes istediğini söyleyip istediği gibi düşünsün sen sen ol kimseyi kafana fazla takma. Bırak aksın nehir nasıl olsa su her zaman yolunu bulacaktır. Çok yakın bir zamanda vay be travesti İclal haklıymış diyeceksin ama o güne kadar da üzüldüğünle kalacaksın. Bırak artık gamı kederi hayatını yaşa. Sevgiler saygılar dostlarım.

Hayatınızı etkileyen olaylar

Hayatınız hiç ummadığınız bir anda öyle bir değişir ki bazen siz bile bu değişime bir anlam veremezsiniz.

Bazen birileri hayatınıza girer ve onların orada olmalarının, sizin bazı amaçlarınıza hizmet etmeleri, size ders vermeleri veya kim olduğunuz ya da kim olmak istediğiniz konusunda size yardım etmeleri demek olduğunu kesinlikle bilirsiniz. Aslında bu kişi sizin hayatınızın tam olarak neresine dahil olmuştur ve sizi hangi yönde etkileyecektir bilmezsiniz ama işte birden bire gelişir her şey, başınıza gelen veya gelecek şeylerin acı ve katlanamayacak büyük olduğunu hissettiğinizde bile bunun altında bir hayır beklemeniz gerekir. Sabredin ve sonunun nereye varacağına odaklanın. Hastalık, yaralanma, aşk, gerçek mükemmelliğin kayıp anları ve aptallıklar, hepsi sizin ruhunuzun sınırlarını test etmek için vardır. Bu küçük testler olmaksızın, her ne olursa olsunlar, hayat hiçbir yere varamayan, pürüzsüzce asfaltlanmış düz, yavan bir yol gibi olurdu.

Örneğin acıkmadan tok olmanın değerinin anlaşılmayacağı gibi derde düşmeden dertsiz geçirdiğiniz günlerin kıymetini bilemezsiniz. O yüzden karamsar olmayın hani ne derler her gecenin bir sabahı mutlaka vardır. Tanıştığınız, hayatınızı etkileyen insanlar, tecrübe ettiğiniz başarı ve çöküşler, kim olduğunuzu ve kim olacağınızı bulmanıza yardımcı olurlar. Kötü tecrübelerden bile bir şeyler öğrenilebilir. Aslında, bazen onlar en önemlileridir. Benim hayatımı değiştiren kişi İstanbul travestilerinden bir ablam olmuştu. Başım en çok sıkıştığında yanında kendimi huzurlu ve güvenli hissettiğim bu ablam sayesinde kötü şeylere de gülüp geçmeyi öğrenmiştim. Mutlaka sizin hayatınızda da böyle birileri olmuştur. Bazen hayatınızı alt üst edenler bazense tamamen iyi yönde değiştirenler her zaman olacaktır. Ve eğer bu hayatta birilerini severseniz bunu onlara söyleyin; çünkü yarının neler sakladığını asla bilemezsiniz. Yaşadığınız her günden hayata dair bir ders alın! Bugün; dün için endişelendiğiniz yarındır.

Hayatınız kökten değiştiren olayları aklınızdan bir film şeridi gibi geçirdiğinizde neresinde bu ellerin size değdiğini fark edeceksiniz. O anı yaşarken görmediğiniz detaylar gözünüzde canlanırken işte gerçek yardımcılarınızı ya da şeytanlarınızı göreceksiniz. Hangi pencereden baktığınızla ilgilidir bu olaylar ve siz her zaman gidişata yön verebilirsiniz. Hoşcakalın.